DÖRT MEZHEBE GÖRE İSLAM İLMİHALİ – Mehmet KESKİN

Eser Hakkında

Bu eser, Abdurrahman el Ceziri’nin kaleme aldığı “Kitabü’l-Fıkh Alâ Mezâhibi’l-Erbaa” (Dört Mezhebe Göre İslam Fıkhı) adlı eserinin ibadet, helaller ve haramlar, yemin ve adaklar bölümlerini sade bir anlatım ile yeniden işliyor.

“Mezheplerin ittifak edip üzerinde görüş birliğine vardıkları hükümleri; konu başlığı altında topladık, mezheplere göre farklı olan ihtilaflı hükümleri ise alt kısımda mezheplerin adlarını sıralayarak yazdık. Ayrıca anlaşılması zor kısımlara açıklık getiren bazı başlıkları değiştirdik. Yine izaha muhtaç olan kimi hususları dipnotlarla açıkladık. Kur’an-ı Kerim ayetlerinin ve hadislerin yerlerini gösteren kaynak bilgisini okuyucuya kolaylık olması için ayetin ya da hadisin hemen bittiği yere daha küçük karakter ile yazdık. Mezheplerin ortak görüşlerini yansıtan ana bölümü, mezheplerin görüşlerinden kolayca ayırt edebilmek için değişik karakterlerde yazdık. Eser, bu hali ile okuyuculara ve araştırmacılara; bir konuda mezheplerin görüşlerini öğrenmenin yanı sıra bu görüşler arasında mukayese yapma imkanı da sağlamaktadır.”
Mehmet Keskin

Eserin PDF’sini indirebilmek için; DÖRT MEZHEBE GÖRE İSLAM İLMİHALİ

Teşrik Tekbiri

Kurban bayramında farz namazlardan sonra tekbir getirmek her mükellefe vaciptir. Arefe günü sabah namazından başlayarak, kurban bayramının dördüncü günü ikindi namazına kadar 23 vakitte teşrik tekbiri getirilir.

İster cemaatle isterse münferiden kılınsın, mukim olsun misafir olsun, kadın olsun erkek olsun, farz namazı kıldıktan sonra bir defa tekbir getirilmelidir. Unutulan tekbirler hatırlandığında hemen yerine getirilmelidir.

Tekbir: Allah-u Ekber, Allah-u Ekber, Lâ ilâhe illallâhu vellâhu ekber, Allah-u Ekber velillâhi’l-hamd

(Nuru’l-İzah ve Necatü’l-Ervah, 115)

Allah-u A’lem

Ramazan Bayramı Günü Yapılması Sünnet (Mendup) Olan Şeyler

1-Namazdan önce bir şeyler yemek (özellikle hurma yenmesi efdaldir)

2-Gusül almak

3-Misvak kullanmak

4-Güzel koku sürünmek

5-En güzel elbisesini giyinmek

6-Fıtır sadakasını bayram günü vermek (daha önce de verebilir)

7-Bayram günü dolayısıyla sevinmek

8-İmkanı nisbetinde sadaka vermek

9-Namaza giderken tekbir getirmek

10-Namaz kılacağı yere erkenden gitmek

11-Sabah namazını camide kılmak

12-Namaza giderken başka, dönerken başka yolları kullanmak

13-Camiye yürüyerek gitmek

(Nuru’l-İzah ve Necatü’l-Ervah, 113)

Allah-ü A’lem

Bayram Namazı

Bayram namazı yılda iki defa kılınmaktadır. Bunlardan biri Ramazan bayramı gününde, diğeri ise Kurban bayramı gününde kılınır. Cuma namazının şartlarını taşıyan biri için vacip olan bir namazdır. Hutbe okunması şart değildir. Ancak hutbesiz kılınan bayram namazı mekruh görülmektedir.

Vakti: Bayram günü Güneş doğduktan sonra, kerahet vaktinin çıkması ile başlayıp, zeval vaktine kadar kılınabilmektedir.

Kılınışı: Bayram namazı için niyet edilerek tekbir alınır. Sübhaneke duası okunduktan sonra üç defa zevaid denilen tekbirler getirilir. İlk iki tekbirden sonra eller yana bırakılır. Üçüncü tekbirden sonra eller bağlanarak Fatiha ve zamm-ı sure okunur. Rukü ve secde ile birinci rekat tamamlanır.

İkinci rekatta Fatiha ve zamm-ı sureden sonra üç defa tekbir getirilir ve her tekbirden sonra eller yan tarafa bırakılır. Üçüncü tekbirden sonra rukü tekbiri getirilir ve ruküya gidilir. Secde edilerek, ka’de ve selam ile namaz tamamlanır. Namazdan sonra imam minbere çıkarak hutbe okur. Hutbeden sonra dua edilerek namaz bitirilir.

(Nuru’l-İzah ve Necatü’l-Ervah, 112-114)

Allah-ü A’lem

Cuma Namazı

Cuma namazı, şartlarını taşıyan herkes için farz-ı ayn olan bir namazdır.

Vücubunun Şartları:

1-Erkek olmak

2-Hür olmak

3-Mukim olmak

4-Sağlıklı olmak (gözleri görüyor olmak, ayakları sağlam olmak vb.)

5-Emniyette olmak

 

Sıhhatinin Şartları:

1-Şehirde kılınması

2-Devlet başkanının kıldırması (vekili de kıldırabilir)

3-Öğle vaktinde kılınması

4-Farzından önce hutbe okunması

5-Hutbeyi dinleyen en az bir kişinin bulunması

6-Halka açık bir yerde kılınması

7-En az üç kişilik bir cemaatin olması

(Nuru’l-İzah ve Necatü’l-Ervah, 109, 110)

Allah-ü A’lem

Şükür Secdesi

İmam Ebu Hanife’ye göre şükür secdesi mekruhtur. O’na göre böyle bir secdenin sevabı yoktur. Yapılmaması daha uygundur.

İmam Ebu Yusuf ve Muhammed’e göre ise bu secde Allah’a yakınlık için yapılmaktadır. Öyleyse sevap kazanılması ümit edilir.

Şükür secdesi yapmak isteyen biri, tilavet secdesi nasıl yapılıyor ise aynı şekilde secdesini yapar (Nuru’l-İzah ve Necatü’l-Ervah, 108)

Allah-ü A’lem

Tilavet Secdesi

Tilavet secdesi vacip olan bir secdedir. Secde ayetini okuyan ve dinleyen herkes için bu geçerlidir. Hemen yapılması gerekmez ancak unutulma ihtimaline binaen hemen yapılması uygundur.

Secde ayetinin bir kısmı okunsa bile secde edilmesi gerekmektedir. Ayrıca farklı dillerde tercümesi bile okunsa secde edilmesi lazım gelir.

Secde Ayetleri 14 tanedir:

1- Araf suresi 7/206

2- Ra’d suresi 13/15

3- Nahl suresi 16/49

4- İsra suresi 17/107

5- Meryem suresi 19/58

6- Hac suresi 22/18

7- Furkan suresi 25/60

8- Neml suresi 27/25

9- Secde suresi 32/15

10- Sad suresi 38/24

11- Fussilet suresi 41/37

12- Necm suresi 53/62

13- İnşikak suresi 84/21

14- Alak suresi 96/19

(Nuru’l-İzah ve Necatü’l-Ervah, 104)

Allah-ü A’lem

 

Sehiv Secdesi

Sehiv secdesi, namazda unutarak terk edilen veya tehir edilen vacipten dolayı namazın sonunda yapılan secdedir. Vacibin bilerek tekinde ise sehiv secdesi yeterli görülmemekte, namazın iadesi gerekmektedir.

Selam verdikten sonra kerahet vakti girse, o kimseden sehiv secdesi düşmüş olur. Mesela namaz kılan selam verdiğinde güneşin doğduğunu veya güneşin batmak üzere olduğunu fark etse o kimse artık sehiv secdesini yapmaz.

İmama uyan kişi kendi sehiv ve hatalarından dolayı secde yapmaz. İmam sehiv secdesi yaptığında mesbuk (namaza birinci rekattan sonra yetişen) ta secde yapar. Sonra kalan rekatları tamamlar.

Farz namazı kılan bir kişi ilk oturuşu unuttuğunda geri oturur. Ancak kalkmaya yakın bir halde ise namazın sonunda sehiv secdesi yapar. Oturmaya yakın bir halde ise secde yapmasına lüzum yoktur.

Farz namazında son oturuşu terk eden bir kişi, kalkmış olduğu rekatın secdesini yapmamış ise hemen oturarak tahiyyat yapar. Tehir ettiği rukün dolayısıyla sehiv secdesi yapar. Şayet kalkmış olduğu rekatın secdesini yapmış ise bir rekat daha kılarak namazını tamamlar. Kılmış olduğu namaz nafile olur. Farzı tekrar kılmak gerekmektedir.

Sehiv Secdesi Ne Zaman ve Nasıl Yapılır?

Namazın sonundaki son oturuşta Ettehiyyatü duası okunduktan sonra bir veya iki tarafa selam verildikten sonra iki secde yapılır. Sonra oturarak sanki namazın son oturuşuna yeni başlamış gibi Ettehiyyatü, Salli, Barik ve Rabbena duaları okunarak selam verilir. Selam vermeden yapılan sehiv secdesi tenzihen mekruh görülmektedir (Nuru’l-İzah ve Necatü’l-Ervah, 100, 101, 102)

Allah-ü A’lem

Hasta Olan Kişinin Namazı

Dinimiz İslam mükemmel bir dindir. Bu dini ayakta tutan ibadetler içerisinde başta namaz gelmektedir.

Namaz, günde beş vakit her Müslümanın bizzat ifa etmesi gereken bir ibadettir. Kazaya bırakılmaması gereken  namazın, hasta halde bile (akıl sağlığı yerinde olmak şartıyla) kılınması gerekmektedir. Ayakta duramayacak kadar hasta olan bir kişi, namazını oturarak kılar ve oturduğu yerden rukü ve secde eder.

Rukü ve secde edemeyecek derecede hastalığı ilerleyen bir kimse ise rukü ve secdeyi ima ile yapar. Secde için ruküda eğildiğinden biraz daha fazla eğilir.

Oturamayacak olan bir kişi de sağ yanına veya sırtüstü yatarak yine ima ile namazını kılar. Başının kıbleye doğru bakması için bir yastık koyması uygun olanıdır. Yatarak namaz kılan bu kişi, ayaklarını kıbleye doğru uzatmamak için mümkün oldukça dizlerini kendine doğru çeker.

İma ile namaz kılamayacak şekilde hastalığı ilerleyen bir kimse namazını, iyileşinceye kadar erteler. Göz, kalp veya kaş ile ima yapılmaz (Nuru’l-İzah ve Necatü’l-Ervah, 93, 94)

Allah-ü A’lem

Seferi Olan Kişinin Namazı

Hanefi alimlere göre bir kimse ikamet ettiği yerin dışında normal bir yürüyüşle üç günlük bir mesafeye yolculuk ettiğinde (yaklaşık 90 km.) namazlarını kısaltarak kılar. Deniz yoluyla ise 60 mil kadar uzaklığa gitmek, seferi olarak sayılmayı gerektirmektedir. Misafir sayılmak için ayrıca 15 günden az olarak orada bulunmak gerekmektedir. 15 gün ve daha fazlası bir süre durulacak olursa, namazlarını tam kılmaya devam edecektir.

Seferi olan bir kimse dört rekatlı farz namazlarını iki rekat olarak kılar. Nafile namazları ise tam olarak kılar. Şayet imam olması gerekirse cemaate durumunu izah ederek onlardan mukim olanların namazlarını tamamlaması telkininde bulunur. Eğer kendisi cemaat ise imama uyarak namazlarını kılar.

Hanefi alimlere göre misafirin namazlarını bu şekilde kılması bir azimettir. Terk edilmesi halinde eğer ilk iki rekatı kıldıktan sonra teşehhüd miktarı oturmuşsa, mekruh olmakla beraber namaz tamamlanmış sayılır. Son kılmış olduğu iki rekat nafile hükmünde değerlendirilir. Ancak ilk oturuşu yapmamışsa farzı yeniden kılması gerekmektedir. Çünkü onlara göre iki rekat kıldıktan sonraki oturuş, namazın son ka’desi olmaktadır (Nuru’l-İzah ve Necatü’l-Ervah, 89-90)

Allah-ü A’lem