Giriş

Teyemmüm Hakkında Kısa Bilgi

Teyemmüm suyun çok uzakta olduğu için bulunmadığı veya bulunduğu halde kullanılamadığı durumlarda yapılan temizliktir. Abdestsiz olarak yapılamayan ibadetler için zaruret olduğunda teyemmüm yapmak farzdır.

Teyemmüm yapıldığı zaman kişi dilediği kadar farz veya nafile ibadetle meşgul olabilir. Vakit girmeden önce de teyemmüm yapılabilir.

Azalarının yarısı veya daha fazlası yara olan bir kişinin suya dokunması zarar veriyor ise teyemmüm yapar. Azalarının az bir kısmı yara ise sağlam olan yeri yıkar, kalan kısmı mesh eder. Aynı anda hem yıkama hem teyemmüm yapılmaz.

Allah-ü A’lem…

(Nuru’l-İzah ve Necatü’l-Ervah, 34)

Bozanlar

Teyemmümü Bozanlar

1-Abdesti bozan şeyler teyemmümü de bozar.

2-Yeterli miktardaki suyu kullanabilme kudretine sahip olmak.

Rukünleri (Farzları) ve Sünnetleri

Teyemmümün Farzları

1-Yüzü mesh etmek,

2-Kolları mesh etmek.

 

Teyemmümün Sünnetleri

1-Besmele çekmek,

2-Sırayı takip etmek,

3-Mesh ederken peş peşe yapmak,

4-Toprağa koyduktan sonra elleri ileri sürmek,

5-İleri sürdüğü ellerini kendine doğru çekmek,

6-Elleri (birbirine vurarak) silkelemek,

7-Par­mak aralarını açık tutmak.

Allah-ü A’lem…

(Nuru’l-İzah ve Necatü’l-Ervah, 32, 33)

Sıhhatinin Şartları

Teyemmümün Sıhhat Şartları

1-Niyet etmektir. Kalben bir şeye kast etmektir. Teyemmüme niyetin de üç şartı vardır;

a) Müslüman olmak,

b) (Söylediği şeyin ne ifade ettiğini) bilecek bir halde bulunmak,

c) Neye niyet ettiğinin farkında olmak.

Namaz için teyemmüme niyet ederken, ya temizliğe niyet edilmeli, veya namaz kalmak için, yahut da temizlenmeden yapılamayacak bir ibadeti yapmak için niyet etmelidir. Çünkü yalnızca teyem­müme niyet edildiğinde, yahut da Kur’an okumak kasdıyla yapılan teyemmümle namaz kılınamaz.

2-Suyun bir mil (3 km. kadar) uzaklıkta bulunması gibi teyemmümü meşru kılacak bir mazeretin bulunması. Bir hastalığın bulunması, zarar verecek veya hastalığa sebep olacak kadar soğuk olması, düşman korkusu, susuzluk, sadece hamur yoğuracak kadar su bulunması, su çıkaracak aletin olmaması, başlanılmış olan cenaze ve bay­ram namazlarını kaçırmamak için teyemmüm edilmesi, bu mazeretler arasındadır.

3-Toprak, taş ve kum gibi yeryüzü cinsinden şeylerle teyemmüm almak. Odun, gümüş ve altına teyemmüm yapılmaz.

4-Mesh edilecek azaların her tarafını mesh etmek.

5-Meshi, elin tamamı yahut çoğuyla yapmak; Öyle ki meshi iki parmakla (herhangi bir uzuvda) mesh edilmedik yer bırakmayacak şekilde dahi yapsa, böyle bir uygulama doğru olmaz. Ama başa mesh etmek bu hükmün dışındadır.

6-Elin içiyle, mesh edilecek şeye iki kere vurmak. Vücuduna toprak temas eden kimsenin teyemmüm niyetiyle azala­rını mesh etmesi iki kere vurmak yerine geçer.

7-Hayızlı ve lohusa olmamak ve abdesti bozan halle­rin bulunmaması.

8-Mum ve yağ gibi meshe engel olan şeylerin giderilmesidir.

Allah-ü A’lem…

(Nuru’l-İzah ve Necatü’l-Ervah, 31,32)

Aile Olabilme, Aile Kalabilme…

Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm

Allah-ü Teala bizlere buyuruyor ki; çift olan her şeyi dişi ve erkekten yarattım (Necm, 53/45). Bu ayete baktığımızda görüyoruz ki dünya nizamı çift üzerine kurulu. Her çiftin de bir erkek ve bir dişiden oluştuğunu bildiriyor Rabbimiz. Erkek ve kadından oluşan çiftleri de birbirlerinin tamamlayıcısı olarak ifade buyuruyor Alemlerin İlahı (Bakara, 2/187). Öyleyse insanın kendini tamamlaması ve öncelikle kendine, daha sonra da topluma yararlı birey olabilmesinin yolu aileden geçmektedir. “Yarım doktor candan, yarım hoca imandan eder” misali yarım kalan insan da ne kendine ne de başkasına fayda verebilir.

Allah Rasülü de destekliyor evlilik müessesesini. Zamanındaki gençlere; “Sizden gücü yeten evlensin!…” diye nida ediyor (Buhari, Nikah, 3; Müslim, Nikah, 1). Mescid-i Nebi’de O’nun yaşantısını sorarak O’nun gibi yaşamak isteyenler oluyor. Ne kadar ibadete düşkün olduğunu öğrendiklerinde biri artık yatakta yatmayacağını, bir diğeri et yemeyeceğini, başka biri de evlenmeyeceğini söylemişlerdi. O rahmet elçisi ise bunları duyduğunda; “Ne oluyor ki sizden bu şekilde söyleyenler oluyor. Ben namaz da kılarım, uyuduğum zamanlar da olur. Oruç ta tutarım, tutmadığım zamanlar da olur. Kadınlarla evlenirim de. Her kim benim sünnetimden yüz çevirirse, benden değildir.” buyurarak yol gösteriyor asırların insanlarına…

Peki!… Bu kadar teşvik edilen aile müessesesini kurmak mıdır aslolan. Yoksa Allah ve Rasûlü bizden kurulacak olan bu kalkanı, en güzel şekilde muhafaza etmemizi mi istiyor. Arapça kalkan manasına geliyor üsra kelimesi. Kendimizi, eşimizi, kızımızı ve oğlumuzu dünyanın her türlü kötülüğünden koruyabileceğimiz bir kalkan. her ne kadar kızıp darılsak ta birbirimize, aile olabiliyor ve akşam olunca aynı masa etrafında toplanabiliyorsak hala, bu kalkanın koruma sınırları içerisindeyiz demektir. Aksi halde kalkanı delmiş ve kötülüklere karşı savunmasız bir hale gelmişizdir. Kalkan (Üsra, Aile) olabilmek ümidiyle…